Sayfalar

Alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2010 Pazartesi

Yılbaşı + İndirim Coşkusu :)

Daha önce şu yazımda bahsetmiştim yılbaşı döneminin beni ne kadar heyecanlandırdığını ve bu zamanlar sürekli çarşı pazar gezdiğimi. İşte bu sene bu heyecana bir de çılgın indirimler ekleninceeee, beni tutabilene aşkolsun bu sıralar :) Hem çok sevdiğim ofis kıyafeti alışverişi hem de haftasonu gezintilerim için seçtiğim 'trendy' kıyafet listesi alışverişi delicesine cezbediyor beni. Aslında bir hayli alışveriş de yaptım bu aralar. Ama durun daha ihtiyaçlarım bitmedi kiiii!!! (Bir kadının ihtiyaçları bittiği an kadın olmaktan çıkmış demektir :))

Bazen hani her kadına olur ya, gardrobun kapaklarını açıp karşısına geçip seyrederiz, sonra da 'ayyy hiç bişeyim yok giyecek yaaaa' deriz ve kendimizi buna gerçekten inandırmışızdır :) ben de bu aralar ne kadar alırsam alayım asla doyum noktasına ulaşamıyorum bir türlü. Bu vesileyle de bol bol geziyorum mağazaları. Böyle dönemler için size ufak bir tavsiye veriyim. Herşeyi birarada bulabileceğiniz büyük bir AVM'ye gidecekseniz mutlaka kimsecikler gelmeden sabah erkenden gidin. Ben bu Pazar öyle yaptım ama biraz abartmışım, mağaza çalışanlarının dha AVM'ye yeni geliyordu ben gittiğimde. Siz 10.00' dan önce gitmeyin :)

Kadınların alışveriş dürtüsü her nesilde genleride biraz daha baskın olurken, alışveriş imkanları da aynı ölçüde hatta daha da hızla gelişiyor. Teknoloji insanla ilgili herşeye çare buluyor ya, mağazaları da yoğun iş temposundan alışverişe vakit bulamayan metropol kadınının ayağına getiriyor :) İş kadınları sabah ofislerinde bir yandan anlaşmalı mağazaların indirimli ürünlerini satan 'en son trend' online alışveriş sitelerine bakarken bir yandan da toplantıya hazırlanıyorlar. Bilirsiniz eskiden beri çeşitli ürünlerin satıldığı internet üzerinden alışveriş siteleri vardı ancak bahsettiğim sitelerde birçok pahalı markaya (bir iki sezon önceden kalma da olsa) çok uygun fiyatlarla sahip olmak mümkün olabiliyor.

Gelelim ben görmeden ellemeden giymeden almam diyenlereeee.. Bu aralar birçok firma, yılbaşı amaçlı alışverişe çıkan müşteri kitlesini yaptığı indirimlerle amacından aptırmış durumda. Birkaç istisna dışında çoğu markada %30'lardan %50'lere varan indirimler var. (Mesela şu an için Zara bir istisna ama ona da az kaldı :)) Mango, İpekyol, Beymen Club, PArk Bravo, Twist ve daha birçok kaliteli mağaza indirimlerle coşmuş durumda. Özellikle İpekyolda kumaş ya da kot pantolonlarla istediğiniz tarzda kombinleyebileceğiniz ceketler ve bluzler bulabilirsiniz. Mangoda ise paltolardan trikolara, elbiselerden kot pantolonlara kadar birçok çeşitli üründe indirim var. Alternatif gece kıyafetleri arayanlar için ise Twist'i mutlaka öneriyorum..

Tüm bunların yanı sıra, online satış mağazası bulunan Beymen, Fabrika gibi markaların internetten şatışa özel bir indirim uygulaması var. Bu aradaaaa Mango da online satış kervanına katıldı haberiniz olsun hanımlar!!

Bir gözlem: Şu ana kadar, bu kış en çok karşımıza çıkan ve bana göre uzun süre de gündemde kalacak kalın örgüler fazla karşıma çıkmadı maalesef. E napıcaz o zaman? Tarifi veriyorum : En kalınından iki şiş ve 5 çile yün :)

Şimdilik bu kadar, haftaya yeni indirim haberleriyle gelmek dileyiyle .. Umarım okurken keyif almışsınızdır ..

20 Eylül 2010 Pazartesi

Veee tüm mekanlar harikalar diyarına dönüşmüştü!!


16 Eylül akşamı İstanbul, ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Vogue dergisi tarafından global çapta düzenlenen Fashion's Night Out 2010 İstanbul'da 3 yerde birden modayla uzaktan yakından ilişkisi olan, birbirinden farklı değişik kitleleri biraraya getirdi. Ben İstinye Park'taki organizasyona katıldım ancak Bağdat Caddesi ve Nişantaşı'nı da izlemeye çalıştım. O taraflara gidenlerin izlenimleri de benim İstinye Park'ta gördüğümden farklı değildi.
Bugün hevesle gazeteleri açtığımda ise İstanbul Fashion's Night Out'un beklediğim yoğunlukta bir ilgiyle karşılanmamış olduğunu gördüm. Oysa ki katılım gerçekten yüksekti. Bu organizasyonu bir alışveriş çılgını olarak ya da çoğumuzun maaşından daha fazla para eden ayakkabı tasarımlardan bahsederek geçirmek için yazmıyorum. Bu meseleye eğilmemin iki nedeni var. Bunları aşağıda ayrı ayrı açıklamak istiyorum..

Bu konuyu yazdım çünkü bu tür organizasyonların ülke ekonomisine katkıda bulunacağını düşünüyorum. Dün katıldığım organizasyon gerçekten dünya standartlarında bir organizasyondu. Vogue dergisinin Milano'da yaptığı organizasyonun (tasarımcıların katılımı haricinde) neredeyse aynısını gerçekleştirmeyi başarmış bir organizasyon.. Çok fazla indirim olmasa da, çoğu kişi gündelik hayatında girmediği, ürünlerini görmediği mağazalara girme, tasarımları inceleme hatta üzerinde deneme fırsatı buldu. Hatta bunu izzet, ikram ve müthiş renkli bir ortam içerisinde gerçekleştirebildi. Bir kot deneyip ayna karşısında bakmak yerine kameralar karşısında podyumda yürüdü. İstediği kıyafetle Vogue dergisinin kapağı için poz verdi (bu fotğraflar Vogue dergisi Facebook'unda yayınlanacak) ya da dışarıda kurulmuş olan dev ekranlarda, podyumda yürür gibi geçtiği beyaz koridor içerisinde kendisini seyretme (hatta seyrettirme) şansını yakaladı. Bazıları çok merak ettiği ünlüleri canlı canlı gördü, bazıları da gerçekten alışverişin tadını çıkardı. Tüm mağazalarda çeşitli etkinlikler vardı. Piyano resitalinden DJ gösterisine, dans performanslarına kadar.. Orası sanki hergün seyrettiğimiz televizyonun ekranı değil içi gibiydi.

Ama gelin görün ki, herkesin en kolay eriştiği gazete eklerinde, konuyla ilgili yazarların köşelerinde hakettiği ilgi ve övgüyü bulamadı. Ya da oranizasyonun bitişinden 2 gün sonra yayınlanan haftasonu eklerinin birkaçında yer bulabildi. Belki de gazeteciler artık yorumu, bu işe baş koyan ve gerçekten bazısı çok başarılı olan moda bloggerlarının detaylı ve kapsamlı yayınlarına bıraktı.. Bayrağı bloggerlara teslim etti.. Ancak bloglar yalnızca ilgili kişiler tarafından özellikle konu ile ilgili birşeyler okumak için bilinçli olarak girilen siteler. Haliyle modayı tasarımcıların ve pahalı dükkanların tekelinden çıkarıp sokaktaki vatandaşla tanşırmak isteyen bu organiasyon da yine sadece ilgilenenlere hizmet veren moda bloglarıyla ve moda siteleriye sınırlı kaldı. Oysa ki ben bu tarz organizasyonların tekrarlanması ve daha da çok katılımcıya ulaşabilmesi, hatta turist çekebilmesi, İstanbul'un insanların alışveriş için yurtdışına çıkmaya gerek duymadığı bir merkez olabilmesi için çaba sarfedilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii bilinçsiz alışveriş yapan bir toplum yaratarak değil, aksine, insanlara modayı ve markaları tanıtıp daha da bilinçlenmelerini sağlayarak..

İkinci tartışılmasını beklediğim konu ise işin sosyal boyutu. Sanırım bu organizasyonda sosyologların bile ilgisini çekecek, ülkeyle ilgili ufuklarını genişletecek manzaralar vardı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki (sadece 27 yaşında olmama ve 10 sene öncesinde onlarla aynı yaşta olmama rağmen) hollywood "celebritiy" leri yani ünüleri aasında moda olan ne varsa ülkemizde 14 yaşındaki kızlar ve oğlanlar tarafından uygulanıyor. Ben sosyolog değilim bu nedenle, kalkıp da "küçük sırlar" gibi dizileri sosyoekonomik açıdan değelendirecek de değilim (tabi kendime ait görüşlerim var ama bana kalsın :)). Ancak dün gördüğüm kadarıyla ortalıkta 14-15 yaşında bir sürü Ayşegül, Çetin, Merve vardı. Bir yandan İstinye Park'a gelmek için bindiğim taksinin şoförünün dramı, diğer tarafta o taksicinin bir aylık kazancından fazlasını bir çantaya veren ortaokullu kızlar.

Türkiye mi bölünüyor?? İstanbul mu?? İnsanlar zaten ekonomik zeminde bu kadar ayrışmışken hangi bölünmeden bahsediyoruz acaba??