Sayfalar

31 Ağustos 2010 Salı

Nice mutlu yıllara...

Karşınızdaki kişiye hayatınızdaki en değerli kişi olduğunu ve dünyanın onun etrafında döndüğünü hissettirmeyi sever misiniz? Ben bayılırım.. Özel bir günde bir plan yapıyorsam, zamanı durdurur ve tüm vaktimi (ve beynimi) yaptığım organizasyonlara ayırırım. Tabii ki alınacak ya da yapılacak hediyenin ne olacağına karar verme süreci aslında haftalar öncesinden başlar. Herhalde özel günler dediğimde doğumgünü, yıldönümü, baby sower gibi günlerden bahsettiğim anlaşılmıştır (düğün dernek değil kastettiğim :)) Düğün organize etmedim henüz ama ettiğimde daha erken başlayacağım :)

Benim gibi insanlar mutlaka vardır. Ben, bana hediye verilmesinden çok, karşımdaki kişiye hediye almaktan hoşlanırım. Ama çoğunlukla aldığım bir hediyeyi paketleyip pat diye vermem. Ben hediyeleri kendim tasarlamayı veya en azından hazır aldığım bir hediyeye hareket katmayı çok seviyorum. Kendi hazırladıklarımı da daha sonradan sergilemeyi planlıyorum ama şimdilik ilham aldığım sitelerden birinin adresini vermek istedim.

Sitenin adresi http://www.etsy.com/.

Kendi kendinize yapabileceğiniz çeşitli hediyeler için ilginç fikirler veriyor. Hatta insan bunun da ötesinde oradakilerden ilham alarak bambaşka hediyeler de tasarlayarak gönüllerin hediye birincisi seçilebiliyor :) Şimdi sen buradan ne buldun da yaptın diyeceksiniz belki. Bana lamba ve yastık konusunda süper fikirler verdi ama bunları hazırlayacak vakte sahip değildim maalesef.. Ama ben de boş durmadım tabii ki. Geçen hafta yaptığım bir doğum günü organizasyonunda, önce güzel bir meyve buketi ile açılışı yaptım (öğle yemeğinin üstüne), sonra deniz kıyısında (süper bir masa ayarlamışlardı çok teşekkürler House Cafe :)) güzel bir akşam yemeğiiiii ve sipariş edilen pastanın gelmesiyle gece güzel bir şekilde tamamlandı.
Son dakikaya kadar hâlâ asıl hediye (manşetli bir gömlek ve kravattan oluşan takım) ortaya çıkmamıştı. Ama ben onu da ayarlamıştım tabi ki :) Evden çıkarken salondaki sehpanın üstünde kuzu kuzu bizi beklemişlerdi bütün gece. Üzerindeki, bir arkadaşımın düğün davetiyesinden esinlendiğim kocaman fiyonk çözülerek açılan özel kartıyla beraber tabi ki :) Gecenin finalini de karanlıkta sessizce parti bitip açılmayı bekleyen hediyelerin sahibinie kavuşması ile yaptık ve “şimdiye kadar geçen en güzel doğumgünümdü” cümlesi de benim hediyem oldu..
P.S: Kişiye özel tasarlanan kol düğmeleri de gelecek sezonun özel günlerine hediye olmaktan kurtulamayacak ama yanına bir iki de arkadaş bulmak gerek :)

24 Ağustos 2010 Salı

Polyvore.. bir dünya tasarım..



Yoksa siz hala denemediniz mi!! Polyvore ile kıyafetleri ya da renkleri üzerinizde denemek zorunda kalmaksızın kombinleyip nasıl göründüklerini test etmeden giy çıkar giy çıkar paralanıyor musunuz :o O zaman size 1 milyar kişiyle paylaştığım bir sır veriyorum.. Ben hangi kıyafetlerim neyle kombinlediğimde daha güzel durur ya da hangi elbise nasıl bir ayakkabıyla daha şık durur gibi hayati önem taşıyan sorunları evden çıkmadan (koca topuklularla mağaza mağaza dolaşmadan: ) çözüyorum. Ayrıca sadece kıyafet kombinlemek değil ünlü tasarımcıların yeni tasarımlarını keşfetmek, onları değişik parçalarla bir araya getirmek, şanslıysanız (mağaza Türkiye'ye satış yapıyorsa) güzel parçaları satın almak, can sıkıntısına birebir setler tasarlamak ve hatta varolan ilginç resim ve fotoğraflardan sürrealist çizimler yapmak gibi çok eğlenceli şeyler yapılabiliyor. Yalnız ben bazen farketmeden saatlerimi geçirebiliyorum amman dikkat :)

Bu aralar bir sürü doğumgünü, evlilik, aile ziyareti vs. olduğundan, kafam tamamen kime ne alsam nasıl versem konseptiyle dolu (hediyenin kendisinden kutusuna ve sunumuna kadar). Verirken de çok heyecanlanırım ben bir de :)

Ne alacağım konusunda her zaman çok zor karar versem de, aldıktan sonra sunma konusunda hiç zorlanmıyorum aslında. Çünkü kutuya küçük çikolatalar koymak, hediye olarak tek başına verilemeyecek ama hediyeye ek olabilecek ufak süprizlerle hareketlendirmek ve bir de güzel bir kart hazırlamak (God bless Polyvore :)) hem kolay hem de eğlenceli.

Bu kadar anlattıktan sonra şimdi bir doğumgünü kartı hazırlamam gerek değil mi :) İş başınaaaa..

10 Ağustos 2010 Salı

Blog da nereden çıktı..

Bloga başlarken insanlar ne yazar bilemiyorum. Ben de ilk yazım için gerçekten çok düşündüm nasıl başlasam diye.. Aslında yazma amacım belli. Ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Ben de doğumumdan itibaren kendimi anlatmaya karar verdim :P Yok kimse korkmasın kısa kesip konuya giricem :) Kendime sadece birkaç cümle ayırıyorum..

Kendimle ilgili ilk aklıma gelen: bütün hayatım boyunca hep olduğundan en az beş yaş küçük gösteren birisi olmam :) İlkokul yılları zor oldu benim için. Hatta beşinci sınıftayken "okula gidiyo musun bakiim sen hıı aman da aman!!" diyen teyze ve amcalar tarafından psikolojik işkenceye bile maruz kalmışımdır :) Bugüne kadar yaşımla ilgili başıma gelenleri anlatmaya kalksam, ayrı bir blog konusu olur:) Neyse artık 27 yaşındayım ve ne kadar küçük gösterirsem göstereyim minimum "üniversiteye mi gidiosun?" yorumu alıyorum :)

Gelelim blogumun konusunaaaa...
Küçücük bir kız çocuğu olduğum dönemden itibaren kurduğum hayallerim 26 yaşıma geldiğimde gerçekleşti. Küçükken bi film izlemiştim; birkaç tane kadın vardı ve bunların insanüstü güçleri vardı. Kadınlardan birisi aşk-meşk konularında pek bi seçiciydi biraz da talihsizdi galiba doğru hatırlıyorsam. O nedenle bir gün öyle bir dilek diledi ki, onu hiç üzmeyecek ve hep mutlu edecek olan hayatının aşkını bulduğunda, o adamın gerçekten "O" olduğunu anlayabilmek için , bu adamın bir gözü yeşil, bir gözü ise mavi olmalıydı. Tabii ki herkesin tahmin ettiği gibi (off tabii ki o filmde öyle bi adam geldi kızı buldu dediğinizi duyar gibiyim) kız öyle bir adamla karşılaştı ve evlenip çoluk çocuğa karıştılaaaar..

Ben de yaşımın küçüklüğünden olacak buna benzer bir dilek diledim gerçekten (şimdi tam olarak atırlamıyorum kim bilir nasıl bi adam diledim :S) Neyse işte ben hep böyle bir aşkın hayalini kurdum. Sonra bir anda ne oldusa oldu ve sırf değişiklik isteğiyle, işimi bırakıp yaşadığım şehri değiştirip tüm hayatımı kaldırıp atıp yeni bir başlangıç yaptım. Meğersem hayallerimin peşinden kalkıp gitmişim (bunu sonra farkettim tabi :)) Yeni şehrimde, çok kısa bir süre sonra gerçekten hayal ettiğim gibi bi adamla tanışım (iki gözü de kahverengi ama olsun farklı renkler zaten benim hayalim değildi..) Gel zaman git zaman ben bu adamla gezer tozarken ve etrafımdakilere haayyy yok ben daha tanımıyorum aman yok ben biraz denerim bakarım vay biz daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz derken kendimi bulutların üzerinde buluverdiiiiim :)

İlk başta herhangi bir amaçla yapmamıştım ama (olur ya hani içime doğmuş gibi) biz daha beraber bile değilken, birlikte yaptığımız şeylere ait bilgi, belge, döküman evrak dilekçe :PP vs. ( yani sinema biletlerini:)) saklamaya başladım. Sonra nereye gittiysek mekanın kartını alıp bir deftere günlük gibi yapıştırdım. Altına da neler yaptığımızı bir iki cümleyle özetledim. Araya fotoğraflar kurumuş çiçekler bile ekledim (kızların doğasında var bu ayrıntıcılık sanırım :)) Sonra aylar geçti bi baktım ki defterin yarısı 8 katı kalınlığına çıkmış, defterden başka herşeye benziyo.. Ama onca emek var o defterde yapıcak bişi yok :) İlk başlarda böyle bir niyetim yoktu, sonradan farkettim ki bundan çok güzel bir birinci yıl hediyesi olur :) 29 Ekim'de (1.yıl dönümü) kendisine 1 yılımızın özeti olarak sunacağım bu nadide parçayı.. (Keşke yazının başlığını yeni başlayan çiftlere hediye önerileri koysaydım)

Peki bunca gevezeliğin nedeni ne hııı?!? diyenler varsa, söyliyim artık.. Bende nereye gittiğim ve neler yaptığıma dair kayıt tutmak bağımlılık oldu :) Burası da benim yeni defterim :) sadece gittiğim yerleri değil yaptığım yemekleri, çektiğim fotoğrafları, yaptığım altiviteleri vs. artık aklıma ne gelirse paylaşacağım defterim .. Yaşam paylaştıkça artar :P (bööö hiç alakası yok) sırf zevk olsun diye yazıyorum çok da eğlendim bu satırları yazarken :)