Bloga başlarken insanlar ne yazar bilemiyorum. Ben de ilk yazım için gerçekten çok düşündüm nasıl başlasam diye.. Aslında yazma amacım belli. Ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Ben de doğumumdan itibaren kendimi anlatmaya karar verdim :P Yok kimse korkmasın kısa kesip konuya giricem :) Kendime sadece birkaç cümle ayırıyorum..
Kendimle ilgili ilk aklıma gelen: bütün hayatım boyunca hep olduğundan en az beş yaş küçük gösteren birisi olmam :) İlkokul yılları zor oldu benim için. Hatta beşinci sınıftayken "okula gidiyo musun bakiim sen hıı aman da aman!!" diyen teyze ve amcalar tarafından psikolojik işkenceye bile maruz kalmışımdır :) Bugüne kadar yaşımla ilgili başıma gelenleri anlatmaya kalksam, ayrı bir blog konusu olur:) Neyse artık 27 yaşındayım ve ne kadar küçük gösterirsem göstereyim minimum "üniversiteye mi gidiosun?" yorumu alıyorum :)
Gelelim blogumun konusunaaaa...
Küçücük bir kız çocuğu olduğum dönemden itibaren kurduğum hayallerim 26 yaşıma geldiğimde gerçekleşti. Küçükken bi film izlemiştim; birkaç tane kadın vardı ve bunların insanüstü güçleri vardı. Kadınlardan birisi aşk-meşk konularında pek bi seçiciydi biraz da talihsizdi galiba doğru hatırlıyorsam. O nedenle bir gün öyle bir dilek diledi ki, onu hiç üzmeyecek ve hep mutlu edecek olan hayatının aşkını bulduğunda, o adamın gerçekten "O" olduğunu anlayabilmek için , bu adamın bir gözü yeşil, bir gözü ise mavi olmalıydı. Tabii ki herkesin tahmin ettiği gibi (off tabii ki o filmde öyle bi adam geldi kızı buldu dediğinizi duyar gibiyim) kız öyle bir adamla karşılaştı ve evlenip çoluk çocuğa karıştılaaaar..
Ben de yaşımın küçüklüğünden olacak buna benzer bir dilek diledim gerçekten (şimdi tam olarak atırlamıyorum kim bilir nasıl bi adam diledim :S) Neyse işte ben hep böyle bir aşkın hayalini kurdum. Sonra bir anda ne oldusa oldu ve sırf değişiklik isteğiyle, işimi bırakıp yaşadığım şehri değiştirip tüm hayatımı kaldırıp atıp yeni bir başlangıç yaptım. Meğersem hayallerimin peşinden kalkıp gitmişim (bunu sonra farkettim tabi :)) Yeni şehrimde, çok kısa bir süre sonra gerçekten hayal ettiğim gibi bi adamla tanışım (iki gözü de kahverengi ama olsun farklı renkler zaten benim hayalim değildi..) Gel zaman git zaman ben bu adamla gezer tozarken ve etrafımdakilere haayyy yok ben daha tanımıyorum aman yok ben biraz denerim bakarım vay biz daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz derken kendimi bulutların üzerinde buluverdiiiiim :)
İlk başta herhangi bir amaçla yapmamıştım ama (olur ya hani içime doğmuş gibi) biz daha beraber bile değilken, birlikte yaptığımız şeylere ait bilgi, belge, döküman evrak dilekçe :PP vs. ( yani sinema biletlerini:)) saklamaya başladım. Sonra nereye gittiysek mekanın kartını alıp bir deftere günlük gibi yapıştırdım. Altına da neler yaptığımızı bir iki cümleyle özetledim. Araya fotoğraflar kurumuş çiçekler bile ekledim (kızların doğasında var bu ayrıntıcılık sanırım :)) Sonra aylar geçti bi baktım ki defterin yarısı 8 katı kalınlığına çıkmış, defterden başka herşeye benziyo.. Ama onca emek var o defterde yapıcak bişi yok :) İlk başlarda böyle bir niyetim yoktu, sonradan farkettim ki bundan çok güzel bir birinci yıl hediyesi olur :) 29 Ekim'de (1.yıl dönümü) kendisine 1 yılımızın özeti olarak sunacağım bu nadide parçayı.. (Keşke yazının başlığını yeni başlayan çiftlere hediye önerileri koysaydım)
Peki bunca gevezeliğin nedeni ne hııı?!? diyenler varsa, söyliyim artık.. Bende nereye gittiğim ve neler yaptığıma dair kayıt tutmak bağımlılık oldu :) Burası da benim yeni defterim :) sadece gittiğim yerleri değil yaptığım yemekleri, çektiğim fotoğrafları, yaptığım altiviteleri vs. artık aklıma ne gelirse paylaşacağım defterim .. Yaşam paylaştıkça artar :P (bööö hiç alakası yok) sırf zevk olsun diye yazıyorum çok da eğlendim bu satırları yazarken :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder