Biliyorum yılbaşı gecesi paylaşımı için biraz geç oldu ama çalışma hayatı yoğunluğu elimi kolumu bağlıyor bu aralar. Herşeyden önce şunu söylemek için yazıyorum bu yazımı.. Eğer yılbaşında Paris'e gitme planım yoksa, başka bir plan yapmak için asssla çaba harcamicam çünkü bu sene 'en spontanı en iyisidir' felsefini keşfettim :)
Yılbaşı gününü alışverişle harcamayalım diye bir önceki gün attık kendimizi süpermarketlere. O bile öyle zevkli ki saatler geçti ama ben anlamadım alışveriş yaparken. Kendimize tadı güzel içimi kolay keyif veren neşeli eğlenceli içkiler aldık :)(Bir içki tanımı için oldukça anaokulu çağı oldu ama öyle hissediyorum ben malibu, bailey's gibi içkiler için napiyim :))
Sonra cheese cake senin kaju fıstıklar benim ne istediysek ölçülü şekilde aldık kendimize..E cips olmadan olmaz di mi (hala yarısı duruyor dolapta Allahtan hepsini yemedik). Ben Nişantaşını çok görmek itemiştim çünkü çok güzel süsleneceğini biliyordum. Dedim ki özel bir plan yapmayan bir yerde gidip yemeğimizi yiyelim sonra da eve döner geceye devam ederiz. Öyle de yaptık. Bunun için Nişantaşı Vapiano'yu seçtik ve orada yedik yılbaşı yemeğimizi. Sonra 21.00 sularında kalktık eve geçelim diye.
Bir sürü oyun vardı evde. Jenga'yı yılbaşı gecesi için özel olarak aldık. Bir arkadaşımız da gelirken Tabu ve Jackpot denen (öyle demeyin Tayland'da çok ünlü)bir oyun getirdi. Ben de dart sevgisini daha önce çeşitli yollardan belirtiş olan sevgiliciğime elektronik dart almıştım. Oyun oynamaya başladığımızda en komik tespitimiz şu oldu. 3 kız 3 erkeğin olduğu bir ortamda cinsiyet farkı üzerine tez çalışması bile hazırlayabilirdik o an :) Dartı duvara asan gençler bizim özenle üst üste dizip devirmemek için neredeyse yanına istimlak duvarı dikeceğimiz kulemizle hiç mi hiç ilgilenmiyor, hatta 'buraya gelin hadi oynayalıııım' çağrımıza da kulak asmıyorlardı. İşte o zaman anladım ki gerçekten erkek atalarımız avcı, kadınlar ise sosyal yönleri daha gelişkin (konuşkan da denebilir :)) birer toplayıcıydı. Yani bunu bize uyarlarsak, erkekleri aramıza katıp jenga oynatmak biraz vakit aldı. (dart o anda çözülebilcek kadadr basit bir alet olsaydı başından alamayacaktık adamları Allah'tan çok kompleks bir cihazdı da anlayamadılar oyunun nasıl başlatılacağını öyle sallayıp durdular bi süre okları sonra sıkıldılar :) Üstüne bir de Victoria's Secret eşliğinde tabu oynadık. Tabi ki kızlar kazandı :) (defileye suç bulmayın biz daha zekiyiz :p)
Cuma günü olması ve herkesin işten çıkmış olması nedeniyle gözler 02:00'ye gelirken kaymaya başladı. İki kişiyi kaybetmiş olsak da geceyi 03:00'e kadar getirmeyi başardık :)
ÖZet: ne yapsak diye günlerce düşünmediğim ve spontane oluşan bir grupla geçirdiğim bu yılbaşı son zamanlarda geçirdiğim en eğlenceli yılbaşıydı..
Seneye plansız programsız şekilde görüşmek üzere.. :)
yeme içme gezme tozma :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme içme gezme tozma :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2011 Perşembe
10 Ağustos 2010 Salı
Blog da nereden çıktı..
Bloga başlarken insanlar ne yazar bilemiyorum. Ben de ilk yazım için gerçekten çok düşündüm nasıl başlasam diye.. Aslında yazma amacım belli. Ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Ben de doğumumdan itibaren kendimi anlatmaya karar verdim :P Yok kimse korkmasın kısa kesip konuya giricem :) Kendime sadece birkaç cümle ayırıyorum..
Kendimle ilgili ilk aklıma gelen: bütün hayatım boyunca hep olduğundan en az beş yaş küçük gösteren birisi olmam :) İlkokul yılları zor oldu benim için. Hatta beşinci sınıftayken "okula gidiyo musun bakiim sen hıı aman da aman!!" diyen teyze ve amcalar tarafından psikolojik işkenceye bile maruz kalmışımdır :) Bugüne kadar yaşımla ilgili başıma gelenleri anlatmaya kalksam, ayrı bir blog konusu olur:) Neyse artık 27 yaşındayım ve ne kadar küçük gösterirsem göstereyim minimum "üniversiteye mi gidiosun?" yorumu alıyorum :)
Gelelim blogumun konusunaaaa...
Küçücük bir kız çocuğu olduğum dönemden itibaren kurduğum hayallerim 26 yaşıma geldiğimde gerçekleşti. Küçükken bi film izlemiştim; birkaç tane kadın vardı ve bunların insanüstü güçleri vardı. Kadınlardan birisi aşk-meşk konularında pek bi seçiciydi biraz da talihsizdi galiba doğru hatırlıyorsam. O nedenle bir gün öyle bir dilek diledi ki, onu hiç üzmeyecek ve hep mutlu edecek olan hayatının aşkını bulduğunda, o adamın gerçekten "O" olduğunu anlayabilmek için , bu adamın bir gözü yeşil, bir gözü ise mavi olmalıydı. Tabii ki herkesin tahmin ettiği gibi (off tabii ki o filmde öyle bi adam geldi kızı buldu dediğinizi duyar gibiyim) kız öyle bir adamla karşılaştı ve evlenip çoluk çocuğa karıştılaaaar..
Ben de yaşımın küçüklüğünden olacak buna benzer bir dilek diledim gerçekten (şimdi tam olarak atırlamıyorum kim bilir nasıl bi adam diledim :S) Neyse işte ben hep böyle bir aşkın hayalini kurdum. Sonra bir anda ne oldusa oldu ve sırf değişiklik isteğiyle, işimi bırakıp yaşadığım şehri değiştirip tüm hayatımı kaldırıp atıp yeni bir başlangıç yaptım. Meğersem hayallerimin peşinden kalkıp gitmişim (bunu sonra farkettim tabi :)) Yeni şehrimde, çok kısa bir süre sonra gerçekten hayal ettiğim gibi bi adamla tanışım (iki gözü de kahverengi ama olsun farklı renkler zaten benim hayalim değildi..) Gel zaman git zaman ben bu adamla gezer tozarken ve etrafımdakilere haayyy yok ben daha tanımıyorum aman yok ben biraz denerim bakarım vay biz daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz derken kendimi bulutların üzerinde buluverdiiiiim :)
İlk başta herhangi bir amaçla yapmamıştım ama (olur ya hani içime doğmuş gibi) biz daha beraber bile değilken, birlikte yaptığımız şeylere ait bilgi, belge, döküman evrak dilekçe :PP vs. ( yani sinema biletlerini:)) saklamaya başladım. Sonra nereye gittiysek mekanın kartını alıp bir deftere günlük gibi yapıştırdım. Altına da neler yaptığımızı bir iki cümleyle özetledim. Araya fotoğraflar kurumuş çiçekler bile ekledim (kızların doğasında var bu ayrıntıcılık sanırım :)) Sonra aylar geçti bi baktım ki defterin yarısı 8 katı kalınlığına çıkmış, defterden başka herşeye benziyo.. Ama onca emek var o defterde yapıcak bişi yok :) İlk başlarda böyle bir niyetim yoktu, sonradan farkettim ki bundan çok güzel bir birinci yıl hediyesi olur :) 29 Ekim'de (1.yıl dönümü) kendisine 1 yılımızın özeti olarak sunacağım bu nadide parçayı.. (Keşke yazının başlığını yeni başlayan çiftlere hediye önerileri koysaydım)
Peki bunca gevezeliğin nedeni ne hııı?!? diyenler varsa, söyliyim artık.. Bende nereye gittiğim ve neler yaptığıma dair kayıt tutmak bağımlılık oldu :) Burası da benim yeni defterim :) sadece gittiğim yerleri değil yaptığım yemekleri, çektiğim fotoğrafları, yaptığım altiviteleri vs. artık aklıma ne gelirse paylaşacağım defterim .. Yaşam paylaştıkça artar :P (bööö hiç alakası yok) sırf zevk olsun diye yazıyorum çok da eğlendim bu satırları yazarken :)
Kendimle ilgili ilk aklıma gelen: bütün hayatım boyunca hep olduğundan en az beş yaş küçük gösteren birisi olmam :) İlkokul yılları zor oldu benim için. Hatta beşinci sınıftayken "okula gidiyo musun bakiim sen hıı aman da aman!!" diyen teyze ve amcalar tarafından psikolojik işkenceye bile maruz kalmışımdır :) Bugüne kadar yaşımla ilgili başıma gelenleri anlatmaya kalksam, ayrı bir blog konusu olur:) Neyse artık 27 yaşındayım ve ne kadar küçük gösterirsem göstereyim minimum "üniversiteye mi gidiosun?" yorumu alıyorum :)
Gelelim blogumun konusunaaaa...
Küçücük bir kız çocuğu olduğum dönemden itibaren kurduğum hayallerim 26 yaşıma geldiğimde gerçekleşti. Küçükken bi film izlemiştim; birkaç tane kadın vardı ve bunların insanüstü güçleri vardı. Kadınlardan birisi aşk-meşk konularında pek bi seçiciydi biraz da talihsizdi galiba doğru hatırlıyorsam. O nedenle bir gün öyle bir dilek diledi ki, onu hiç üzmeyecek ve hep mutlu edecek olan hayatının aşkını bulduğunda, o adamın gerçekten "O" olduğunu anlayabilmek için , bu adamın bir gözü yeşil, bir gözü ise mavi olmalıydı. Tabii ki herkesin tahmin ettiği gibi (off tabii ki o filmde öyle bi adam geldi kızı buldu dediğinizi duyar gibiyim) kız öyle bir adamla karşılaştı ve evlenip çoluk çocuğa karıştılaaaar..
Ben de yaşımın küçüklüğünden olacak buna benzer bir dilek diledim gerçekten (şimdi tam olarak atırlamıyorum kim bilir nasıl bi adam diledim :S) Neyse işte ben hep böyle bir aşkın hayalini kurdum. Sonra bir anda ne oldusa oldu ve sırf değişiklik isteğiyle, işimi bırakıp yaşadığım şehri değiştirip tüm hayatımı kaldırıp atıp yeni bir başlangıç yaptım. Meğersem hayallerimin peşinden kalkıp gitmişim (bunu sonra farkettim tabi :)) Yeni şehrimde, çok kısa bir süre sonra gerçekten hayal ettiğim gibi bi adamla tanışım (iki gözü de kahverengi ama olsun farklı renkler zaten benim hayalim değildi..) Gel zaman git zaman ben bu adamla gezer tozarken ve etrafımdakilere haayyy yok ben daha tanımıyorum aman yok ben biraz denerim bakarım vay biz daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz derken kendimi bulutların üzerinde buluverdiiiiim :)
İlk başta herhangi bir amaçla yapmamıştım ama (olur ya hani içime doğmuş gibi) biz daha beraber bile değilken, birlikte yaptığımız şeylere ait bilgi, belge, döküman evrak dilekçe :PP vs. ( yani sinema biletlerini:)) saklamaya başladım. Sonra nereye gittiysek mekanın kartını alıp bir deftere günlük gibi yapıştırdım. Altına da neler yaptığımızı bir iki cümleyle özetledim. Araya fotoğraflar kurumuş çiçekler bile ekledim (kızların doğasında var bu ayrıntıcılık sanırım :)) Sonra aylar geçti bi baktım ki defterin yarısı 8 katı kalınlığına çıkmış, defterden başka herşeye benziyo.. Ama onca emek var o defterde yapıcak bişi yok :) İlk başlarda böyle bir niyetim yoktu, sonradan farkettim ki bundan çok güzel bir birinci yıl hediyesi olur :) 29 Ekim'de (1.yıl dönümü) kendisine 1 yılımızın özeti olarak sunacağım bu nadide parçayı.. (Keşke yazının başlığını yeni başlayan çiftlere hediye önerileri koysaydım)
Peki bunca gevezeliğin nedeni ne hııı?!? diyenler varsa, söyliyim artık.. Bende nereye gittiğim ve neler yaptığıma dair kayıt tutmak bağımlılık oldu :) Burası da benim yeni defterim :) sadece gittiğim yerleri değil yaptığım yemekleri, çektiğim fotoğrafları, yaptığım altiviteleri vs. artık aklıma ne gelirse paylaşacağım defterim .. Yaşam paylaştıkça artar :P (bööö hiç alakası yok) sırf zevk olsun diye yazıyorum çok da eğlendim bu satırları yazarken :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
